:::OYLANACAK YENİ / ESKİ ANAYASA MADDELERİ :::: (2017 Anayasa referandumu)

 


  • Türkiye'nin aydınlık geleceği için Güçlü bir Türkiye için...

    Anayasaya göre mecliste 330’dan fazla fakat 367’den az oy alan maddeler yönetim isterse halk oylamasına, yani referanduma gidebilir. Bu anayasada yazıyor. Referandumda 24 madde oylanacak. Peki bunların hepsine birden ‘evet’ ya da ‘hayır’ demek zorunda oluşumuz nerede yazıyor? Belki ben bu maddelerin bazılarına evet, ama bazılarına hayır demek istiyorum? Hayır, yönetim, halkı hepsine birden evet ya da hayır demeye zorluyor.


  • Özet olarak aşağıdaki maddeler oylanacak.


    MADDE 1: Pozitif ayrımcılığın kapsamı genişletiliyor. Anayasa'nın 10. maddesine "Çocuklar, yaşlılar ve özürlüler ile harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz." ibaresi ekleniyor.

    Bunlar zaten adına sosyal devlet diyen bir devletin yapması gereken şeylerdir. Bu maddeye hiçbir kuruluş ya da partinin itiraz edeceğini sanmıyorum. Ayrıca bu mevzuat zaten yürürlüktedir. Yani bir reform yapılmamaktadır ama reformmuş gibi halka yutturulmaya çalışılmaktadır.


    MADDE 2: Herkes kendisi ile ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olacak. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızası ile işlenebilecek.

    Özel yaşantıya saygı anlamında bir madde. Ancak şimdi buna yönetimin ne kadar uyduğunu zaten biliyoruz.


    MADDE 3: Anayasa'nın 'Seyahat Hürriyeti' başlıklı 23. maddesine, "vatandaşın yurtdışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hâkim kararına bağlı olarak sınırlandırılabilecek." ifadesi ekleniyor.

    Devleti veya başkalarını dolandıranlar, vergi borçları olanlar artık rahatça yurt dışına çıkabilecek demektir bu. Kişi hakkında henüz bir dava açılmadıysa, suçla dava arasındaki kısa aralıkta kişi yurtdışına çıkabilecek.


    MADDE 4: Çocukların korunmasına yönelik yeni düzenleme getiriyor. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça ana ve babası ile kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olacak. Devlet, her türlü istismara karşı, çocukları koruyucu tedbirleri alacak.

    Bu karışık, oyalayıcı bir maddedir. İnsanın doğal haklarını tekrardan başka bir şey değildir. Burada söylenenleri devlet zaten yapmak zorundadır.


    MADDE 5: Bir kişinin aynı zamanda ve aynı işkolunda birden fazla sendikaya üye olmasının yolunu açıyor.

    İşçiler bildiğim kadarıyla sendikalara aidat öderler. Sendikalar işçinin ortak hareketi için vardır. Birden fazla sandikaya üye olunca ne olacak? Biri grev diyecek, biri hayır diyecek. İşçi ne yapacak? Bir insan aynı anda AKP’ye ve CHP’ye vs. üye olabilir mi? Böylece sendikanın suyu çıkarılmış olacak.


    MADDE 6: Memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınıyor.

    Hakemliğini yönetimin yaptığı bir kurul var. Adı Uzlaştırma Kurulu. Olay aslında toplu sözleşme değil, toplu görüşme. Anlaşma sağlanamadığı zaman konu kurula gidiyor. Bu kurul zaten yönetim tarafından seçiliyor ve vereceği karar yargıya kapalı. Anladınız mı ne olduğunu? Göstermelik, kandırmacılık bir madde.


    MADDE 7: Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddi zarardan sendikanın sorumlu tutulmasını öngörüyor.

    Siyasi amaçlı grev ve lokavt, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, iş yavaşlatma ve diğer direnişlere ilişkin yasaklar kaldırılıyor.

    Bu maddeyi koyarken kim bilir neler düşündüler. Bir mala zarar veren zaten ondan sorumludur. İşçilerle sendika arasında sorun çıkartmak olabilir.


    MADDE 8 : (330 kabul oyuna ulaşamadığı için tekliften düştü.) Siyasi partilerin kapatılmasını Meclis'in iznine bağlıyordu.

    Eğer bu da oylansa ve ‘evet’ çıksaydı, iktidar partisi beğenmediği bir muhalefet partisini oylayarak kapatabilecekti. Felaketi anlayabiliyor musunuz? Demokrasi bunun neresinde? Utanmadan bu öneriyi yapabiliyorlar. Kanunlu fakat hukuksuz bir Türkiye için.


    MADDE 9: Kamu denetçiliği (ombudsman) kurumu oluşturuluyor.

    Ombusman, sizin yerinize karar veren akıllı adamlardan oluşan bir kurul anlamına gelmektedir. Bu kurulu kontrol ederseniz, herkesi kontrol edersiniz. Hele seçimini siz yaparsanız, iş bitmiş demektir. Bu sistem aynı millet meclisi gibi bir sistemdir. Hatta ondan daha beterdir. Başkaları, küçük bir akil adamlar gurubu sizin adınıza kararlar verir, siz de ona uymak zorunda kalırsınız. Bu madde hayır denmesi gereken tehlikeli maddelerden biridir.


    MADDE 10: Milletvekilliğinin düşürülmesi uygulamasını kaldırıyor.

    Bu madde ile milletvekilleri yine bir şeyleri kendilerine doğru yontmuş oluyorlar. Milletvekili yüce divanda yargılanacak ve milletvekilliği düşmeyecek. Biz kaldırılmasını beklerken dokunulmazlık zırhının biraz daha kalınlaşması demektir bu. Mecliste yüzlerce adi suç işlemiş milletvekili var. Dokunulmazlıkları olduğu için işleme konamıyor.


    MADDE 11: Başkanlık Divanı 2. devre dönemin sonuna kadar görev yapacak.


    MADDE 12: Yüksek Askeri Şura'nın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç, her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açılıyor.

    Eski uygulamaya göre bazı subayların irtica ile ilişkileri tespit edildiğinde askerlikle ilişkileri kesilirdi. Böylece ordu yıllarca süren siyeset dışında kalan Atatürkçü subayların yönettiği bir kurum olma özelliğini korudu. Artık bunun için yargı yolu açılıyor. Yargı kim? Yeni uygulamaya göre yönetimin seçtiği kişiler. Böylece irticacı bir subay artık ordudan atılamayacak.


    MADDE 13: Anayasa'nın 128. maddesine memurlara tanınacak olan 'toplu sözleşme hakkı' yansıtılıyor.


    MADDE 14: Memurlara yönelik uyarma ve kınama cezaları yargı denetimine açılıyor.


    MADDE 15: Adalet hizmetleri ile savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığı'nca denetimi, adalet müfettişleri ile hakim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet müfettişleri eliyle yapılacak.

    Sacvı ve yargıçların bağımsız davranmaları tümüyle engelleniyor. Bu madde geçerse, artık İlhan Cihaner gibi savcılar görmek mümkün olmayacak. Çünkü her şey Adalet Bakanlığı’nın müşfik ellerine bağlanıyor.


    MADDE 16: Askeri yargının görev alanı yeniden belirleniyor. Buna göre, askeri mahkemeler, asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli olacak. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her durumda adliye mahkemelerinde görülecek. Siviller, savaş hali dışında askeri mahkemelerde yargılanamayacak.

    Bu artık DGM, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin olmayacağı anlamına gelir. Savaş hali demiş. Acaba sıkıyönetim ile nasıl ilişkilendiriliyor? O durum savaş hali olarak mı kabul edilecek? Bilmiyoruz. Tek başına olsa bu maddeye evet derdim.


    MADDE 17: Anayasa Mahkemesi'nin yapısı yeniden düzenleniyor. Anayasa Mahkemesi 17 asıl üyeden oluşacak. 3 üyesini Meclis seçecek.

    Bu madde ile ilgili geniş açıklama aşağıda.


    MADDE 18: Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresine limit getiriliyor. Üyeler, 12 yıl için seçilecek. Bir kişi 2 defa üyeliğe seçilemeyecek.


    >MADDE 19: Anayasa Mahkemesi'ne kişisel başvuru hakkı tanınıyor. Meclis başkanı, genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları ile jandarma genel komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan'da yargılanacak.

    Herkes, Genelkurmay başkanı bile yargılanıyor ama milletvekilleri yargılanamıyor. Sonra da bunun adına demokrasi diyoruz. Anayasa Mahkemesi’ne kişisel başvuru güzel. Ancak 17 kişilik heyet bütün başvurulara nasıl bakacak? Burada bana bir sulandırma var gibi geliyor. Burada 24 maddenin içinden çıkamıyoruz. Kişi anayasanın doğru işlemediğine nasıl karar verecek? Bu iş için 4 yıl eğitim veren hukuk fakülteleri var. Oradan avukatlar, savcılar, yargıçlar çıkıyor, yine de bir sorun olduğunda ortak bir karara varamıyorlar. Peki hiçbir eğitimi olmayan birey, bu işleri nasıl algılayıpta müdahale edecek? Bu maddeyle asıl amaç haksızlıkları sürüncemeye sokmak, vatandaşların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmesini ve Türkiye’nin –adaletsizlikler nedeniyle – mahkum olmasını önlemek. Tümüyle göz boyamak için ve art niyetle konmuş bir madde.


    MADDE 20: Anayasa Mahkemesi iki bölüm ve genel kurul halinde çalışacak.


    MADDE 21: Askerî Yargıtay üyelerinin disiplin ve özlük işlerinde askerlik hizmetinin gereklerine bakılmayacak. Bunun için hâkimlik teminatı esasları dikkate alınacak.


    >MADDE 22: Askerî Yüksek İdare Mahkemesi üyeleri için de hâkimlik teminatı getiriliyor.


    MADDE 23: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) yapısı değiştiriliyor. Bu kapsamda, halen 7 olan HSYK'nın üye sayısı 22'ye çıkarılacak. Adalet bakanı olmaya devam edecek.

    Bu madde ile ilgili geniş açıklama aşağıda.


    MADDE 24: 'Ekonomik ve Sosyal Konsey' Anayasa kapsamına alınıyor.


    MADDE 25: 12 Eylül darbecilerine yargı yolu açılıyor. Anayasa'nın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisi'nde görev alanların yargılanmasını önleyen geçici 15. madde yürürlükten kaldırılıyor.

    Bu 15. madde çoktan yürürlükten kaldırılmalıydı. Birdenbire demokrasi havarisi kesilen parti bunu şimdi değil, yıllar önce yapmalıydı. Buna rağmen sonuçta evet çıksa bile ben darbecilerin yargılanacağını sanmıyorum. Üzerinden 30 yıl geçmiş. Geciken adalet adalet değildir. Yine de bu madde tek olsaydı ‘evet’ derdim.


    MADDE 26: Üç geçici maddeden oluşan çerçeve madde, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısıyla ilgili geçici düzenlemeleri içeriyor. Parti kapatmalarla ilgili geçici düzenleme ise 8. maddenin düşmesi çerçevesinde yeterli oyu alamayarak paketten çıktı


    ...

    Peki milletvekillerinin dokunulmazlığı konusunu neden oylamıyoruz?
    Mecliste zamanında adi bir suç işleyip dokunulmazlık zırhına sığınmış kaç tane milletvekili var? Bunlar çoğunlukla hangi partide? Bak bu madde olsaydı evet oyu verebilirdim.


    Mecliste bir dönem milletvekilliği yapmış birinin ondan sonra ömür boyu devletten emekli maaşı alma konusunu neden oylamıyoruz? Seçim barajının %10 olmasına ne zaman karar verildi? Barajın düşürülmesini neden oylamıyoruz?


    İçine bir tane madde koyup bu 24 maddelerin 12 Eylül’e karşı olduğu nasıl iddia edilebilir? Nasıl o dönemin kötü izlerini silmek istediğimizi söyleyebiliriz? Eğer ki böyle bir şey yapıyorsak – ki yönetim yapıyor – işin içinde başka bir takım hesaplar var demektir.


    Okullar bu yıl 13 Eylül’de açılacaktı. İnsanlar tatilden bir gün önce gelip oylarını kullanacaktı. Zaten yüksek seçim kurulu oylama tarihini temmuz değil de Eylül olarak ilan edince yönetim ‘bu siyasi bir karardır’ demişti. Tarih hoşlarıına gitmedi ama yine de bir çözüm buldular. Okulların açılışını bir hafta ertelediler. Böylece aslında demokrat olup da biraz gevşek olanlar, tatilden dönmeyip hayır oyu kullanmayacaklar. Evet isteyenler de durumdan yararlanacak.



    Fırtınanın büyüğü aşağıdaki iki madde için kopuyor. Diğerleri küçük fırtınalar.

    Anayasa maddesi 146 (Burada madde 17):

    Eski hali :

    Anayasa Mahkemesi onbir asıl ve dört yedek üyeden kurulur. Cumhurbaşkanı, iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asıl üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday arasından; üç asıl ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer.

    Teklif Edilen Yeni Hali :

    Anayasa Mahkemesi onyedi üyeden kurulur.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

    Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.

    Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarından, Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, bir üye ancak bir aday için oy kullanabilir; en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde de her bir baro başkanı ancak bir aday için oy kullanabilir ve en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.


    Yukarıdaki maddeyi kısa ve anlaşılır biçimde yazarsak:

    Eski durum:

    “Anayasa Mahkemesi 11 üyedir, 7 üyeyi yargı kendisi seçip cumhurbaşkanı onaylar, 1 üyeyi yök seçip cumhurbaşkanı onaylar, 3 üyeyi de cumhurbaşkanın tamamen kendi takdiriyle seçer.”

    Yani mahkemenin 7 üyesini yargının kendisi seçer, 4 üyesini de siyaset Cumhurbaşkanı ve YÖK eliyle seçer.

    Yeni durum:

    “Anayasa Mahkemesi 17 üyedir, 7 üyeyi yargı kendisi seçip Cumhurbaşkanı onaylar, 3 üyeyi YÖK seçip Cumhurbaşkanı onaylar, 3 üyeyi de meclis seçer, 4 üyeyi de Cumhurbaşkanın tamamen kendi takdiriyle seçer.”

    Yani mahkemenin 7 üyesini yargının kendisi seçer, 10 üyesini de yönetim, Meclis, Cumhurbaşkanı ve YÖK eliyle seçer. Üyeler mecliste partilerin oy oranına göre belirlenmez. Doğrudan iktidar partisinin istediği üyeler seçilir. Böylece çoğunluk yönetimin eline geçmiş olır. Üyeleri böyle seçilmiş bir mahkemeden sadece istenen sonuçların çıkması garip olmaz. Anayasa yönetim tarafından istendiği gibi değiştirilebilir. Kimse itiraz edemez. Hiçbir merci denetleyemez. Dikkat edilirse yönetim işi garantiye de alıyor. Durum 10’a karşı 7. Arada bir iki fire olsa bile sonuç yine garantili. Ayrıca esas görevi yüksek öğrenim ile ilgilenmek olduğu halde YÖK, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçilmesine burnunu sokmuş oluyor.



    Anayasa Maddesi 159 (burada madde 23):

    Eski hali :

    Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.

    Kurulun Başkanı, Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay Genel Kurulunun, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından, her üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilirler. Kurul, seçimle gelen asıl üyeleri arasından bir başkanvekili seçer.

    Teklif Edilen Yeni Hali :

    Adalet Bakanı, Kurulun Başkanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir.

    Kurulun üç daire ve Genel Kurul şeklinde çalışması öngörülmektedir. Kurul üyelerin geldiği kaynaklar çeşitlendirilmektedir. Bu bağlamda, Kurul üyelerinden dördü, yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ve avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca doğrudan seçilecektir. Bundan başka Kurulun;
    Üç asıl ve iki yedek üyesi, Yargıtay üyeleri arasından, Yargıtay Genel Kurulu tarafından,

    Bir asıl ve bir yedek üyesi, Danıştay üyeleri arasından, Danıştay Genel Kurulu tarafından,

    Bir asıl ve bir yedek üyesi, Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu üyeleri arasından, Akademi Genel Kurulu tarafından,

    Yedi asıl ve dört yedek üyesi, birinci sınıf adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, tüm adlî yargı hâkim ve savcıları tarafından,

    Üç asıl ve iki yedek üyesi ise, birinci sınıf idarî yargı hâkim ve savcıları arasından, tüm idarî yargı hâkim ve savcıları tarafından, seçilecektir.

    Yukarıdaki maddeyi kısa ve anlaşılır biçimde yazarsak:

    Eski durum

    “HSYK 7 üyedir, 5 üyeyi yargı kendisi seçip cumhurbaşkanı onaylar, 2 üye de doğrudan siyasilerdir, Bakan bizzat kurulun başkanı, müsteşar üyesidir”
    Yani mahkemenin 5 üyesini yargının kendisi seçer, sadece 2 üyesini siyasi olduğu görülse de Bakan’ın kurul başkan olması kurulun tüm kararlarını doğrudan etkiler.

    Yeni durum

    “HSYK 21 üyedir, 4 üyeyi yargı kendisi seçip Cumhurbaşkanı onaylar, 10 üyeyi Cumhurbaşkanı doğrudan hakimler arasından, 4 üyeyi akademisyenler arasından, 1 üyeyi de Türkiye Adalet Akademisi (T.A.A.) içinden seçer, 2 üye de doğrudan siyasilerdir. Adalet Bakanı kurula Başkanlık yapar.”

    Yani mahkemenin 4 üyesini yargının kendisi seçer, 17 üyesini de Cumhurbaşkanı seçer. Burada Adalet Bakanının yetkileri azaltılacağına artırılmıştır. Avrupa ülkelerinde adalet bakanları böyle kurullarda yer almazlar. Asıl demokrasi budur. Madde önerisi durumu daha kötüleştiriyor. İtalya’da yargıçlar bağımsız olmasaydı ‘Temiz Eller Operasyonu’ yani mafia ile mücadele ve başarı gerçekleşemezdi. Bu durum sürdükçe ve kötüye gittikçe yolsuzluklarla, rüşvetle ve kayırmalarla baş edilemeyecek.

    Diğer maddeler içinde de önemli konular olmakla birlikte asıl konu bu iki maddedir. Bu iki maddenin geçmesi halinde ufuklar genişleyecek, her şey yönetim için çok rahat ve kolay olacaktır. Peki neden bu maddeler tek tek sorulmuyor? Bakkala gidiyorsunuz, reçel istiyorsunuz. Bakkal diyor ki: “Reçel var ama sirke de alacaksın. Her gün reçelle beraber içeceksin. Yoksa vermem.” Halkı aptal yerine koyuyorlar. Sırf bu davranış referandumda hayır demeyi gerektirir. 12 Eylül’de aptal olup olmadığımızı göreceğiz.